COVID-19 pandemisi, dünya genelinde birçok alışkanlık ve yaşam biçimini değiştirdi. Evde kalma sürelerinin artması, sosyal izolasyon önlemleri ve fiziksel mesafe kuralları, doğayla daha fazla iç içe olma ihtiyacını doğurdu. Bu süreçte, birçok insanın daha önce pek fazla ilgilenmediği parklar, bir anda kaçış noktalarına dönüştü. Yapılan araştırmalara göre, pandeminin etkisiyle parkları ziyaret eden insanların oranı önemli bir artış gösterdi. Özellikle ilginç bir veri, insanların yüzde 26’sının pandemi döneminde ilk defa parka gitmiş olması.
Parkların pandemi sırasında daha fazla tercih edilmesinin en büyük sebeplerinden biri, açık hava ortamlarının virüs bulaşma riskinin daha düşük olmasıydı. Doğayla iç içe olma, yürüyüş yapmak, koşmak, bisiklete binmek ve temiz havada vakit geçirmek, insanların sağlığını iyileştiren aktiviteler haline geldi. Ayrıca, parklar, sosyal mesafe kurallarına uygun bir şekilde insanların bir araya gelebileceği, güvenli alanlar sundu.
Pandeminin başlangıcından itibaren, birçok şehirde parkların daha fazla kullanıldığı gözlemlendi. Bu artış, özellikle büyük şehirlerdeki yoğun yaşamın aksine daha sakin, huzurlu ve doğayla iç içe bir deneyim arayan insanlar tarafından tercih edildi. Araştırmalar, parkların, fiziksel ve mental sağlık üzerindeki olumlu etkilerini vurgularken, bu alanların sadece eğlence değil, aynı zamanda sosyal bağları güçlendiren, stres azaltan ve insanları rahatlatan yerler olduğunu da ortaya koydu.
Sosyologlar, pandemi sonrası dönemde parkların öneminin daha da arttığını belirtiyor. İnsanların, doğayla bağ kurma ihtiyacı daha güçlü bir şekilde hissedilirken, parkların toplumsal yaşamda daha merkezi bir rol oynamaya başladığını ifade ediyorlar. Parkların sadece fiziksel sağlık için değil, aynı zamanda sosyal entegrasyon için de kritik alanlar olduğu vurgulanıyor. Özellikle insanlar, pandemiden sonra sosyal mesafe kurallarına rağmen birbirleriyle bağlantı kurabileceği alanlar arayışına girdiler ve parklar, bu tür etkileşimlerin doğal olarak gerçekleşebileceği en uygun mekanlar oldu.
Gelecekte, parkların şehir planlamasında daha fazla öncelik kazanacağı ve açık hava alanlarının insanların günlük yaşamlarında daha büyük bir yer tutacağı öngörülüyor. Pandemi, parkların önemini bir kez daha gözler önüne serdi ve açık hava yaşamının geleceği için önemli bir dönüm noktası oluşturdu.